Kayıtlar

Ağustos, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Fotoğraf ile video abi-kardeş

Resim
Uzun zaman sonra fotoğraf çekmek için dışarıya çıktım. Buna bir kaç günlüğüne ziyaretime gelen kardeşim vesile oldu.
O fotoğrafla değil daha çok videoyla ilgileniyor. Kendisi üniversitede, Radyo Televizyon ve Sinema bölümü okuyor.
Öğleden sonra çıktık.
Ankara'yı çok iyi bilmediği için video çekebileceği yerleri ona ben göstermeye çalıştım. Ancak benim ona gösterdiğim yerlerden video için pek ekmek çıkmadı. Yaklaşık beş aydır elimi sürmediğim fotoğraf makinem yanımdaydı. Ancak kardeşimle gezerken makinemi çantadan çıkarmadım. Fotoğraf çekmek içimden gelmiyordu. Yani ne çekebilirdim ki. Her şey aynı bıraktığım gibi. Video için bulunduğum öneriler de çok işe yaramadı. Sanırım bu durum benim çevreye fotoğraf olarak bakmamdan kaynaklı.

Benim için farklı bir gündü. Uzun yıllar fotoğraf çekiyorum ama hiç video çekmek üzerine daha önce kafa yormamıştım. Bu ilk tecrübemle fikir sahibi olduğum söylenemez. İlk hissettiğimi sorarsanız, fotoğraf ile video abi-kardeş gibi bir şey.
Yani yabancı…

Sanki görevi onlar devralmış

Resim
Fotoğraf çekmek için sahile indim. Uzun zaman olmuştu, sahilde yürümeyeli. Lisedeyken okul çıkışı hep giderdim. Arkadaşlarla sahil kenarında volta atar, oturur sohbet ederdik.

Dalgakıranlara doğru yürür, en uç noktada dalgalardan ıslanmamış kayalarda otururduk. Çok konuşurduk ama genelde bir sonuca varamazdık. Hiçbir şey değişmemiş, her şey bıraktığımız gibi. Bir sosyal aktivite haline gelmiş bizden sonra ya da bir gelenek. Dalgakıranlarda yürümek. Düşünceli bir tavır ile volta atmak sanki buranın birinci kuralı.

Ufuk çizgisini yürürken seyredemezdik. Dalgakıranların girinti ve çıkıntıları izin vermezdi. Bir an başımızı kaldırıp uzaklara baksak ayağımız takılırdı. Bu nedenle başımız hep önümüzde yürürdük..
Şöyle bir bakıyorum da dalgakıranlarda yürüyenler aynı biz. Geçmişte bizim yaptığımız gibi. Sanki görevi onlar devralmış. Volta atmaya devam ediyorlar.