Kayıtlar

2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Niyeti sadece dokunmak

Resim
Ramazan geldiği için iftar öncesi ve sonrası kesintisiz çalışıyoruz. Gazetelerin sayfaları ramazan etkinlikleriyle dolu. Ramazan deyince Ankara’da aklıma ilk Hamamönü geliyor. Ramazan ‘hep nerede o eski ramazanlar’ diye anılır ya. Eski Ankara evlerinden oluşmuş sokaklarda geleneksel etkinlikler eski ramazanları anımsatıyor. Kötü tarafı çok kalabalık olması. Sokakta fotoğraf çekmek zorlaşıyor. Sokak fotoğrafçılığı yapanlara hak veriyorum. Sokakta fotoğraf çekmek gerçekten çok zor.

Ben bugünkü kalabalığı nehire benzettim. Her seferinde kalabalığa kendimi kaptırdığımda tek kare fotoğraf çekmeden sokağın başından girip dibinden çıktım. Kurtarıcım bir çocuk oldu. Nehirde bulunan kayalar gibiydi. Kalabalığı umursamadan öyle eğleniyordu ki. Hiç bir şeye dikkat etmiyordu. Kalabalık çocuğa dikkat ediyordu. Kalabalık çocuğu görünce ortadan ikiye yarılıyordu. Aynı kayaya çarpan nehir suları gibi. Sanki bir taraftan da kalabalıktan açığa çıkan baloncukları patlatıyordu. Ben abartıyor olabilirim.…

Basına ayrılan yer

Resim
Dünya Çocuk Oyunları açılışında cıvıl cıvıl bir gösteri oldu. Gazetecilere, basın fotoğrafçılarına ve haber kameramanlarına kapalı spor salonun tribününde bir yer gösterdiler.

Tribünde güzel bir görüntü yakalamak için basın mensupları adeta birbirini yedi. Haklıydılar basına ayrılan yer çok kötüydü. Gösteriden gelen ters ışık gözlerimizi kamaştırdı. Güzel görüntüler alamadık.

Zoom objektif, olmadığı için genelde geniş fotoğraflar çektim. Sonradan kırparım diye fotoğraf kalitesini yükseğe ayarladım. Biraz uzak kalınca ne olup bitti, adam akıllı anlayamadım. Rastgele bir şeyler çektim. Gösteriden çok bizim bulunduğumuz tribün ilgimi çekti. Basına da ilgi gösteren pek olmadı. Bütün bu olumsuz şartlara rağmen işimizi yapmak zorundaydık. Gölgeler gibi.
Düşününce gerçekten gölgeler gibiyiz. Yaşanan bir olay veya ortaya çıkan bir olgu, duyulan veya öğrenilen bir bilgi, bizi olumsuz etkilese de işimizi yapıyoruz. Önündeyiz, arkandayız bazen de yanındayız. Bazen de ortadan kayboluyoruz.

İzl…

Ringe çıkmış iki boksör

Resim
Bir gösteri sırasında sahneye adım atmak, hem sanatçı hem seyirci tarafından pek hoş karşılanmaz. Tabi fotoğraf makineniz varsa buna pek sesini çıkartan olmaz.
Özellikle foto muhabirine kimse karışmaz. Bazı sanatçıların bu durum hoşuna bile gider. Çünkü fotomuhabirinin bir etkinlikte bulunması, insanlar tarafından medyada yer alma bileti olarak görülür. Bundan dolayı kimse sesini çıkarmaz. Bunu bildiğiniz için çok rahatsınızdır. Her açıdan fotoğraf çekme hakkınız vardır. Bunun şımarıklığı ile hareket edersiniz. Sahneye çıkarsınız. Sanatçının burnun dibine girersiniz...

Bir gün gelir, bir sanatçı sizinle kavga eder. Sanatıyla sizi döver. Tıpkı sahneye adımımı atar atmaz gösterisine beni dahil eden pandomim sanatçısı gibi. Bir an afalladım. Ezberimi bozdu. Ringe çıkmış iki boksör gibiydik.

Beyaz Cehennem

Resim
Soğuk bir kış günü, her yer karla kaplıyken, fotoğraf makinesini çantadan çıkarmaya üşeniyorum. Çünkü karda fotoğraf çekmek, çok zahmetli bir iş haline gelebiliyor. Fotoğraf makinesini çıkarmaya eliniz hiç gitmiyor. İşe geç kalındığında oluşan gerilimden ise hiç bahsetmiyorum. Şartlar böyleyken ve az sonra duraktan geçecek otobüse yetişmeye çalışırken, etrafıma fotoğraf gözüyle bakamıyorum...

Ancak gördüğün an netse günü kurtaracak bir fotoğrafsa işte o zaman işler değişebiliyor. Ayaklarınız işe koşturmaya devam etse de gözünüz arkada kalıyor. Göz yakalıyor fotoğrafı aklınıza hükmedip çıkarıyorsunuz makineyi çantadan... Ayaklarınızı ikna edip dönüp o fotoğrafı çekiyorsunuz. Sonrasında otobüs kaçıyor.

Ne kadar soğuk olabilir. İşe geç kalma gerilimi ne seviyede olabilir. Bunu yazıyla anlatmak zor. Ama çektiğim fotoğrafa her baktığımda, insanı geren o soğuk 'Beyaz Cehennemi' görüyorum.

Bir fotoğrafınız çok beğenilebilir. Üzerine farklı güzel yorumlar yapılabilir. Hatta fotoğraf …